<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>HAKKI YİĞİT</title>
	<atom:link href="http://www.hakkiyigit.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.hakkiyigit.com</link>
	<description>Her Hakkı Mahfuzdur.</description>
	<lastBuildDate>Tue, 28 Jun 2011 11:21:12 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>KRİZLERLE OLGUNLAŞAN DEMOKRASİMİZ</title>
		<link>http://www.hakkiyigit.com/krizlerle-olgunlasan-demokrasimiz.html</link>
		<comments>http://www.hakkiyigit.com/krizlerle-olgunlasan-demokrasimiz.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 28 Jun 2011 11:21:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Malatya Güncel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkiyigit.com/?p=345</guid>
		<description><![CDATA[“Krizleri seviyor” “krizden medet ummak” sağlıklı bir bireyin, toplumun, milletin ruh haleti değildir…
Hele krizlerle iftihar etmek akıl ve vicdan sahibi olan hiç kimsenin işi ol(a)maz.
Ama ne yaparsınız ki, hani derler ya, “huyum kurusun ben buyum işte… Seveceksen böyle sev…”
Ülkemiz de krizleri çok seviyor galiba…

KRİZLERLE OLGUNLAŞAN DEMOKRASİMİZ
İçinde bulunduğu atmosferi, mekânı, toplumu, dünyayı iyi okuyabilenler için “krizler”<a href="http://www.hakkiyigit.com/krizlerle-olgunlasan-demokrasimiz.html">&#160;&#160;[ Okumaya Devam ]</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>“Krizleri seviyor” “krizden medet ummak” sağlıklı bir bireyin, toplumun, milletin ruh haleti değildir…</em></p>
<p>Hele krizlerle iftihar etmek akıl ve vicdan sahibi olan hiç kimsenin işi ol(a)maz.</p>
<p><em>Ama ne yaparsınız ki, hani derler ya, “huyum kurusun ben buyum işte… Seveceksen böyle sev…”</em></p>
<p>Ülkemiz de krizleri çok seviyor galiba…<span id="more-345"></span></p>
<p><!--more--></p>
<p>KRİZLERLE OLGUNLAŞAN DEMOKRASİMİZ</p>
<p>İçinde bulunduğu atmosferi, mekânı, toplumu, dünyayı iyi okuyabilenler için “krizler” gelişmenin tetikçisidir…</p>
<p>Birçok fert, toplum ve milletin tarihindeki krizler, daha iyiye sahip olmanın “mihenk taşı” olmuştur.</p>
<p>Krizler bir arayışın başlangıcıdır…</p>
<p>Zihnin, alternatif düşünce adına zonklanmasına bir çağrıdır…</p>
<p>Bu böyle olmasına rağmen hiçbir zaman kriz istenmez…</p>
<p><em>“Krizleri seviyor” “krizden medet ummak” sağlıklı bir bireyin, toplumun, milletin ruh haleti değildir…</em></p>
<p>Hele krizlerle iftihar etmek akıl ve vicdan sahibi olan hiç kimsenin işi ol(a)maz.</p>
<p><em>Ama ne yaparsınız ki, hani derler ya, “huyum kurusun ben buyum işte… Seveceksen böyle sev…”</em></p>
<p>Ülkemiz de krizleri çok seviyor galiba…</p>
<p>Hiçbir seçim, müspet gelişme, özgürlükler, haklar… vs. yoktur ki krizlerle elde edilmiş olmasın…</p>
<p>Her bir seçim öncesinde “ölüm-kalım meseleleri” bitiveriyor…</p>
<p>Seçmenler bu kriz psikolojisinde oyunu kullanıveriyor, kararını veriyor, safını belirleyiveriyorlar çoğu zaman…</p>
<p>Seçmen, vatandaş gönlüne, vicdanına kulak vererek kendince hareket edemiyor…</p>
<p>Hali-hazırdaki mevcut durumu, krizi göz önünde bulundurarak bazen kendine rağmen oyunu kullanmaya, karar vermeye, sevmeye mahkûm oluyor…</p>
<p>Çekişmeli geçen maçlar için “ne çekişmeli bir maçtı” değerlendirmesi bizde “ne çekişmeli bir seçim kampanyasıydı” na dönüştü…</p>
<p><em>İşin garip tarafı da, her ne kadar kendisine mikrofon uzatılan vatandaş ve ehl-i ilim uzmanlar(!) “yok, efendim vatandaş seçim meydanlarında falan feşmekân sözleri işitmek, manzaralar görmek istemiyor” nevine sözler sarf etseler de, vatandaş krizleri “bal” gibi seviyor ve krizsiz geçen seçimlere –çok şükür mü desem bilmiyorum ki- seçim demiyor…</em></p>
<p>Ne de olsa “Tv dizilerinde, filmlerde şiddetten şikayetçi olup da şiddet içermeyen dizi ve filmleri izlemeyen, şiddet ve müstehcen haller arz etmeyen görüntüleri tıklamayan ben-i ademleriz…”</p>
<p>Ancak ülkemizin “krizlerle yaşamayı bilme” melekesini kazanması, bağışıklık kazanması “kara-kışa, yağışa-soğuğa aldırmadan sokakta donsuz, yalın ayak, giysisiz gezip de hasta olmayan veletlerin varlığı” kadar güzel olsa gerek…</p>
<p>Sözüm ona demokrasinin duayenleri sayılan birçok millet “Beydağı’nda kar yağınca konforlu evinde hastalanan yeni yetme nesiller” gibi…</p>
<p>Bu durum tabi ki insana çoğu zaman “çok şükür…” dedirttiriyor ve içten içe de fahırlandırıyor…</p>
<p>Ayrıca, bizler “çile ve ızdırabın” insanı olgunlaştırdığına inanan bir kültürün çocuklarıyız…</p>
<p>Bunun için olda gerek Necip Fazıl, “Çilesiz suratlara tükülesim geliyor” der.</p>
<p>Bektaşi’nin yaklaşımı içinde bu kavrama yaklaşılınca nur topu gibi krizlerin doğuvermemesi elden mi?</p>
<p><em>Tasavvufi yaklaşım içinde “Çile” insanı olgunlaştırırken, Türkiye gerçeğinde de “krizler” “Demokrasimizi olgunlaştırdı, olgunlaştırıyor”</em></p>
<p>İşte bu pencereden bakınca “krizler bir rahmet” oluveriyor ey okur!…</p>
<p>Atatürk’ün Samsun’a çıkışından tutun da Sivas Kongresine; Tek partili yönetimden tutun da çok partili sisteme geçişe; din dersinin zorunlu hale gelmesinden tutun da 163. Maddenin kalkmasına; Cumhurbaşkanının halkın seçmesinden tutun da 12 Eylül Darbesinin sorgulanmasına kadar… hangi birinin krizsiz gerçekleştiğini söyleyebilirsiniz ki?</p>
<p>Biraz sabır, biraz sağduyu, biraz zaman, biraz empati ile bu günlerde bahara gebe olur yahu!…</p>
<p>Bu erdemler olunca hilekâr, sahte analar er geç kazdıkları kuyuya kendileri düşerler…</p>
<p>Ümitvâr olunuz… </p>
<p>Çünkü Ahmet Turan Alkan’ın da işaret ettiği gibi halen “<em>itina ile kriz çıkarabilecek cengaverlerimiz”</em> var…</p>
<p>Necip Fazıl ne der:</p>
<p><em> “Ey düşmanım, sen benim ifadem ve hızımsın;<br />
Gündüz geceye muhtaç, bana da sen lazımsın!..”</em> der.</p>
<p>Hal böyle olunca da Çetin Altan’ın tavsiyesinden daha güzel size ne önerebilirim ki</p>
<p><em>“Enseyi karartmayınız…”</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkiyigit.com/krizlerle-olgunlasan-demokrasimiz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>SİYASETİN DİLİ VE GELİNEN NOKTA</title>
		<link>http://www.hakkiyigit.com/siyasetin-dili-ve-gelinen-nokta.html</link>
		<comments>http://www.hakkiyigit.com/siyasetin-dili-ve-gelinen-nokta.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 May 2011 14:41:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Malatya Güncel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkiyigit.com/?p=337</guid>
		<description><![CDATA[
SİYASETİN DİL VE GELİNEN NOKTA
Tenkit ve eleştirirlerde iki şey aranmalı.
Birincisi, samimiyet,
İkincisi de, terbiye-edep.
SİYASETİN DİLİ VE GELİNEN NOKTA
Elbette herkesin kendisine göre eksiği-gediği, hatası ve yanlışı olur…
Nihayetinde Ben-i Âdemiz…
Tenkitlere, eleştirelere de gocunmamak lazım…
Hakkânîyet ölçüsünde yapılan her bir tenkit, akıllı insan için kendisini hedefine yaklaştıran birer işaret olmaktan öte bir şey değildir.
Tenkit ve eleştirirlerde iki şey aranmalı.
Birincisi, samimiyet,
İkincisi<a href="http://www.hakkiyigit.com/siyasetin-dili-ve-gelinen-nokta.html">&#160;&#160;[ Okumaya Devam ]</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hakkiyigit.com/wp-content/uploads/2011/05/siyaset911.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-339" title="siyaset9[1]" src="http://www.hakkiyigit.com/wp-content/uploads/2011/05/siyaset911-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a></p>
<div id="_mcePaste">SİYASETİN DİL VE GELİNEN NOKTA</div>
<div>Tenkit ve eleştirirlerde iki şey aranmalı.</div>
<div id="_mcePaste">Birincisi, samimiyet,</div>
<div id="_mcePaste">İkincisi de, terbiye-edep.</div>
<p><span id="more-337"></span>SİYASETİN DİLİ VE GELİNEN NOKTA</p>
<p>Elbette herkesin kendisine göre eksiği-gediği, hatası ve yanlışı olur…</p>
<p>Nihayetinde Ben-i Âdemiz…</p>
<p>Tenkitlere, eleştirelere de gocunmamak lazım…</p>
<p>Hakkânîyet ölçüsünde yapılan her bir tenkit, akıllı insan için kendisini hedefine yaklaştıran birer işaret olmaktan öte bir şey değildir.</p>
<p>Tenkit ve eleştirirlerde iki şey aranmalı.</p>
<p>Birincisi, samimiyet,</p>
<p>İkincisi de, terbiye-edep.</p>
<p>Terbiye ve edebden mâhrum bir şeklide söylenen her bir eleştiri, doğru dahi olsa ehl-i vicdan sahiplerince hüsn-ü kabul görmez….</p>
<p>Argo; sokak çapkınlarının dili…</p>
<p>Cemil Meriç’in ifadesiyle, kanunda kaçanların dili, uydurma dil, tarihten kaçanların dili…</p>
<p>Târihten, kanundan, kendinden kaçanların akl-ı selim hareket etmeleri ne mümkün?</p>
<p>Hanginiz evinizi, işinizi, namusunuzu -velev ki öz evladınız dahi olsa- böyle birisine teslim edersiniz ki?</p>
<p>Evinizi teslim etmeye cüret edemediğimiz böyle kişilere memleketi teslim etmek hangi âklın kârı?</p>
<p>Kavga, guruhun, yığınların şiârı…</p>
<p>Hayvani melekeleri; akl-î, ruhî, vicdanî, insan-î melekelerine göre orantısız büyüyen insan bozması canavarların şiârı…</p>
<p>Kavga, -kelebekler gibi kendini ateşe atan- yığınların yoluna kendilerini attıkları kutsal ateş&#8230;</p>
<p>Halbûki kutsal ilah-i kaynaklara kulak verirse, ne diyor…</p>
<p>“Ezmeyeceksin”, “kavga etmeyeceksin”, “öldürmeyeceksin” “gönül kırmayacaksın”</p>
<p>“Zulüm” yapmaktansa “zulme uğramayı” tercih edeceksin…</p>
<p>Medeniyet, akıl, vicdan, edeb, gönül dünyasında yol alanların insanlığa bıraktıkları yaşanır bir dünya…</p>
<p>Şayet hayvanî melekelerin, kavganın, didişmenin meyvesi olsaydı bu gün en medeni varlıklar kurtlar, çakarlar, aslanlar olması gerekmez miydi?</p>
<p>Medenî ülkeler de balta girmemiş ormanlar olması gerekmez miydi?</p>
<p>“Silah çıktı mertlik bozuldu” sözünün pabucu dada atıldı..</p>
<p>“Kaset”, ”silahın” tahtını sarsıyor bu günlerde&#8230;</p>
<p>“Kaset” deyip de hemen “tu kaka” etmeyin lütfen…</p>
<p>Elbette her türlü şantajcılığa kaşı olmamız lazım…</p>
<p>Amma onunda şu millete hizmeti, az da olsa, yok değil…</p>
<p>Yakın siyaset tarihimiz adına, nerden nereye geldiğimiz, katedilen yolu bilmemiz adına büyük hizmetlere vesile oluyor…</p>
<p>Bu vesile ile, düne kadar seçilecek insanların giyimine, bıyığına, tespihine, eşinin giyimine, inancına bakıp “la yecuz… Sizin bir kerresinde mahalle camiinde yetmişlik dedelere imamlık yaptığınız ve dahi eşinizin ramazandan ramazana da olsa başını örtüp ‘hacı babannesine’ özenip başını örttüğü tespit edilmiştir. Bu haliyle modern, çağdaş necip Türk Milletini, Meclis çatısı altında temsil edemezsiniz” anlayışından “En mukaddes değerimiz olan ailesini, eşini aldatan, kendi nefsine hâkim ol(a)mayan, milli ve dini değerlerimizle dalga geçenler, bu şerefli milletin temsilcisi olamaz. Ve bu şerefli çatı altında barınamaz” diyen bir seviyeye geldiğimizi gördük.</p>
<p>Siyasi ahlâk adına “siyasi etiğin çıtasını” yükseltmeye katkısı olmadı mı sizce bu kasetlerin?</p>
<p>Bir de…</p>
<p>Okyanus ötesinde olup biten her şeyi bilmekle mâhir, ancak burnunun dibindeki kuyuyu fark edemeyen müneccim edalı liderlerimizin katkılarını zikretmek lazım burada…</p>
<p>Yiğidi öldür, ama hakkını yeme…</p>
<p>Kasetler ortaya çıkar çıkmaz, eveleyip gevelemeden, bu zatların hemen istifalarını istemeleri yüce meclisin izzet-i şerefine yaptığı en büyük hizmettir bence.</p>
<p>Bu hassasiyetlerinden dolayı ziyadesiyle teşekkürü hak ediyor…</p>
<p>Siyasi anlayışımıza bu kazanımlar “hayır” değil de nedir sizce?</p>
<p>Ne derler, “Her şey de bir hayır var.”</p>
<p>“Kaset” dokunduğu kişiler için bir “afet” olsa da, “Siyaset Etiğinin” geldiği nokta açısında bir “hayr” dır, desem çok mu abartmış olurum sizce?<a href="http://www.hakkiyigit.com/wp-content/uploads/2011/05/siyaset91.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-338" title="siyaset9[1]" src="http://www.hakkiyigit.com/wp-content/uploads/2011/05/siyaset91-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkiyigit.com/siyasetin-dili-ve-gelinen-nokta.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BU YIL BAYRAM HANGİ GÜN OLACAK</title>
		<link>http://www.hakkiyigit.com/bu-yil-bayram-hangi-gun-olacak.html</link>
		<comments>http://www.hakkiyigit.com/bu-yil-bayram-hangi-gun-olacak.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Sep 2010 13:01:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Malatya Güncel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkiyigit.com/?p=331</guid>
		<description><![CDATA[Bu yıl “mübarek ramazan bayramı yaklaştı” “bayramın arefesindeyiz” “bin aydan hayırlı Kadir Gecesinin bulunduğu günlerdeyiz”… vs. gibi haberlerden ziyade “ Referandum için son on gün…” son sekiz gün…” … gibi haberler görmekteyiz.
Bayram referandumun gölgesinde kaldı, kalıyor…
“Bunu hak ediyor mu? Dersiniz…
Bana sorarsanız “Evet” derim…
Çünkü bayramlar, mübarek gün ve geceler kişinin dünya ve uhrevi mutluluklarına vesiledir. Yoksa<a href="http://www.hakkiyigit.com/bu-yil-bayram-hangi-gun-olacak.html">&#160;&#160;[ Okumaya Devam ]</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hakkiyigit.com/wp-content/uploads/2010/09/images1.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-333" title="images" src="http://www.hakkiyigit.com/wp-content/uploads/2010/09/images1-150x150.jpg" alt="" width="119" height="84" /></a>Bu yıl <em>“mübarek ramazan bayramı yaklaştı” “bayramın arefesindeyiz” “bin aydan hayırlı Kadir Gecesinin bulunduğu günlerdeyiz”…</em> vs. gibi haberlerden <em>ziyade “ Referandum için son on gün…” son sekiz gün…” …</em> gibi haberler görmekteyiz.</p>
<p>Bayram referandumun gölgesinde kaldı, kalıyor…</p>
<p>“Bunu hak ediyor mu? Dersiniz…</p>
<p>Bana sorarsanız “Evet” derim…<span id="more-331"></span></p>
<p>Çünkü bayramlar, mübarek gün ve geceler kişinin dünya ve uhrevi mutluluklarına vesiledir. Yoksa bizatihi o günlerin kendilerinden bir keramet yoktur…</p>
<p>Bayramlar; elde edilen bir hakkın, kazanılan mükafatın, sahip olunan güzelliğin, kavuşulan nimetin kutlanılmasıdır…</p>
<p>Peki referandum?</p>
<p>Milletin önünde bir tek engelin kalkması adına da olsa bu bir kazançtır ve dolayısıyla &#8220;sevinmeyi hak ediyor…</p>
<p>Bir insan için en önemli değer <em>“özgürlüğüdür</em>” <em>“varlığının kabulü”</em>dür, kendisine <em>“değer”</em> verilmesidir, kendisinin <em>“dinlenilmesidir”,</em> “hakkını arayabilmesidir”, “ikinci sınıfa tabi tutulmamasıdır”…</p>
<p><em>Referandum bütün bunların hepsini kişiye elbette vermeyecek…</em></p>
<p><em>Ancak çok küçük bir katkı sağlamaya vesile olsa sevinmeyi, bayramı hak ediyor…</em></p>
<p>Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşın işyerinde iken biri gelir.</p>
<p>“Evet” demek için gün sayıyormuş.</p>
<p>Neden bu kadar iştiyaklı olduğunu sorduğumuzda,</p>
<p>“Hakkını arayacağı gün olacağını söylüyor ve cebindeki dilekçeleri çıkarıyor…</p>
<p>1990’larda “irtica” bahanesiyle görevinden atılmış.</p>
<p>Suçu ne imiş…</p>
<p>Hanımı başörtülü imiş, gümüş yüzük takıyormuş, namaz kılıyormuş…</p>
<p>Hakkını aramaya koyulmuş ama maalesef önüne engeller çıkmış…</p>
<p>Çünkü YAŞ’tan ihraç edilenlerin haklarını arama yetkisi yokmuş…</p>
<p>“13 Eylül’de ben niçin atıldığımı öğrenmek için mahkemeye gidebileceğim.</p>
<p>Neden atıldığıma dair delilleri bana ispat etmek, açıklamak mecburiyetinde olacaklar…” diye gün sayıyor.</p>
<p><em>“Geç gelen adalet; adalet değildir”</em> derler…</p>
<p><em>Bakınız insanlar adalet olmaktan çıkmış bir hakka dahi hasret kalmışlar…</em></p>
<p><em>Şimdi siz/biz işimizden olmuş, ailevi huzursuzluklar yaşamış, ekonomik sıkıntılar çekmiş, onur ve gururu kırılmış, dışlanmış, haksızlığa uğramış olsaydık bayramı mı beklerdik yoksa referandumumu?</em></p>
<p>Bireysel ve toplumsal olarak çok haksızlığa mağdur olduğumuzdandır ki “terör” “şiddet” “öfke” “ötekileştirme” “kuşku”, güvensizlik” “kin” “nefret” bir türlü bitmiyor…</p>
<p>Bütün bunlar durup dururken çıkmıyor elbet… Bir sebebi var…</p>
<p>Sonuçlarla hep ilgileniriz de, sebepleri irdelemek aklımıza gelmez….</p>
<p>Sebepleri sorgulamaya kalkışanları da yıllar yılı düşman, hain ilan edip şiddetle, baskıyla, korkuyla bi-vesileyle susturmuşuz…</p>
<p>Geçtiğimiz günlerde üst düzey bir makamda olan biri, bir aile dostuna şöyle demiş.</p>
<p>Telefon dinlemesini değil, kendisi abisinin(!) ne dediğini fahırlanarak anlatan dosttan bizzat dinlediğimi aktarıyorum…</p>
<p> <em>“Yahu biz yetmiş küsur sene bir geleneği olan bir yapıyız. Şimdi kalkıp daha dün ortaya çıkan birinin peşine mi takılacağız… Onların lafını mı dinleyeceğiz, onlara boyun mu eğeceğiz…”</em></p>
<p>“Dün” dediği milletin iradesiyle, oyuyla başa gelmiş idareciler…</p>
<p>Hangi partiden olması ne önemi var ki…</p>
<p>Bugün “A” partili, diğer gün “B” partili seçilir…</p>
<p>Mesele A, B parti meselesi değil…</p>
<p>Zor durumda şapkasını alıp gitmesin de yeter…</p>
<p>Zora gelince sırtını millete çevirip, tanklara selam durmasınlar da yeter…</p>
<p>Ve mahkeme kadıya mülk olacak değil ya…</p>
<p>Bu gün biri, yarın diğeri iktidar olur…</p>
<p>Muhalefet bu gün “öğrenilmiş çaresizliğe” oynuyor…</p>
<p>Bu iktidarın gideceği yok diyor…</p>
<p>İşin garip tarafı bunu inanıyorlar…</p>
<p>Yoksa, “<em>bunlar kendi yasalarını çıkarıyor”</em> derler mi?</p>
<p>Bu güne kadar anayasada 16 kez değişiklik yapılmış…</p>
<p>O değişimin yapanların yerinde yeller esiyor, esamisi okunmuyor çoğunun…</p>
<p>Bir gün elbet her fani gibi bunlar da gidecek…</p>
<p>Telaşa, hüzne, paniğe, üzüntüye, ümitsizliğe, hırçınlığa ne gerek var…</p>
<p>Hem ne derler,</p>
<p><em>“Nazar etme ne olur,</em></p>
<p><em>Çalış senin de olur…”</em></p>
<p><em>Ve</em></p>
<p><em>“Baba himmet” dediklerinde baba</em></p>
<p><em>Baba, “Evlat gayret” demiş…</em></p>
<p>Bu gün mesele, seçilmişler ile atanmışların kavgası…</p>
<p>Mesele milleti adam yerine koymama sıkıntısı…</p>
<p>Mesele, siz bilmezsiniz, biz biliriz meselesi…</p>
<p>Mesele, şayet bu ülkeye eğer farz-ı muhal bir gün demokrasi, eşitlik, insanlık, adalet ihtiyaç hasıl olsa onu da ancak biz getiririz meselesi…</p>
<p>Bizim istediğimiz kadar gelebilir ancak meselesi…</p>
<p>Bazı zevatın kendini efendi; halkı, milleti hizmetçi, çoban görme meselesi…</p>
<p><em>Onun için oy kullanmak, sandığa gitmek sadece bir vatandaşlık görevi değil, bir din,-vicdani, insani sorumluluktur</em>…</p>
<p><em>Kendine ve milletine karşı saygının, sorumluluğun, değerin ifadesidir.</em></p>
<p>Bayram, tatil vesilesi ile oyunu kullanmayanlar; ne hakla yarın kendini idare edenlerden görev ve sorumluluklarını yerine getirmesini isteyebilirler ki? Onları şikayet edebilirler ki…</p>
<p>Şuurlu bireye, bilinçli insana, iradeli insana, dürüst insanlara, aklını ve vicdanını kullanabilen, milletine, geleceğine karşı sorumluluğun farkında olan bireylere her zamankinden daha çok muhtacız&#8230;</p>
<p> <em>“EVET” “HAYIR” demek kişinin iradesine, vicdanına kalmış bir şeydir.</em></p>
<p>Ancak meydanlarda nutuk atacaksınız, boy göstereceksiniz, reklamınızı yapacaksınız sonra da bir sandığa gidip oyunuzu dahi kullanmayacaksınız…</p>
<p>Bu ne samimiyetsizlik… Bu ne tezat…</p>
<p>Bu gün “EVET’i iktidar partisi yüklenmiş durumda…</p>
<p>Etrafta iktidarın, partinin imkanlarında nemalanıp da, tatile, pikniğe gitmeyi sandığa gitmeye tercih eden insanlardan geçirmiyor maalesef…</p>
<p>Yine kendi siyasi liderleri “EVET” kampanyası başlatırken İl teşkilatında yaprak kıpırdamayan, kendi içlerindeki koltuk kavgasıyla günlerini geçirenlerin sessizliği ne mana ifade ediyor acaba…</p>
<p>Kendi menfaatleri söz konusu olduklarından ev ev dolaşanlar; neden bu gün ortalıkta görünmez oluyor, bayıyla, bayanıyla, erkeğiyle, kadınıyla, gençlik teşkilatıyla, kadınlar kollarıyla, derneğiyle, sendikasıyla…</p>
<p><em>Meseleyi bir parti meselesi haline dönüştürmek ve partilerin kavgası olarak görüp tarafgirlik, çıkar, hizipçilik, particilik, şahsi menfaat adına “Evet”e “Hayır”a dönüştürmek yanlış olduğu kadar, nemelazımcılık da bir o kadar yanlış…</em></p>
<p>12 Eylül günü milletin, siyasilerden-yetkililerden-idarecililerden iradesi doğrultusunda bir zihniyet değişimin gerçekleşmesini isteyeceği gün…</p>
<p>Zihniyette gerçekleşecek değişim “davranışlara da er-geç yansıyacaktır” elbet…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkiyigit.com/bu-yil-bayram-hangi-gun-olacak.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İSRAİL ZULMÜNE DAİR MÜLAHAZALAR…</title>
		<link>http://www.hakkiyigit.com/israil-zulmune-dair-mulahazalar%e2%80%a6.html</link>
		<comments>http://www.hakkiyigit.com/israil-zulmune-dair-mulahazalar%e2%80%a6.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 Jun 2010 14:10:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Malatya Güncel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkiyigit.com/?p=325</guid>
		<description><![CDATA[Gazze’ye yapılan insanlık dışı saldırı sonrasında İsrail’in Türkiye’de bulunan vatandaşlarını hemen ülkeye dönmelerine yönelik çağrıda bulunması, işin doğrusu kendi ruh haletlerini, karakterlerini, psikolojilerini gösterme adına çok manidardır…
  İSRAİL ZULMÜNE DAİR MÜLAHAZALAR…
İsrail’in Gazze’ye insani yardım götüren sivil gemilere saldırması ve on insanı şehit etmesi, gemideki dili, dini, ırkı, ülkesi farklı olan insanlara kötü muamelesi yapması gerçek<a href="http://www.hakkiyigit.com/israil-zulmune-dair-mulahazalar%e2%80%a6.html">&#160;&#160;[ Okumaya Devam ]</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hakkiyigit.com/wp-content/uploads/2010/06/k_Emirhan_Kula_Mavi_Marmara_173.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-326" title="k_Emirhan_Kula_Mavi_Marmara_173" src="http://www.hakkiyigit.com/wp-content/uploads/2010/06/k_Emirhan_Kula_Mavi_Marmara_173.jpg" alt="" width="100" height="100" /></a>Gazze’ye yapılan insanlık dışı saldırı sonrasında İsrail’in Türkiye’de bulunan vatandaşlarını hemen ülkeye dönmelerine yönelik çağrıda bulunması, işin doğrusu kendi ruh haletlerini, karakterlerini, psikolojilerini gösterme adına çok manidardır…<span id="more-325"></span></p>
<p>  İSRAİL ZULMÜNE DAİR MÜLAHAZALAR…</p>
<p>İsrail’in Gazze’ye insani yardım götüren sivil gemilere saldırması ve on insanı şehit etmesi, gemideki dili, dini, ırkı, ülkesi farklı olan insanlara kötü muamelesi yapması gerçek kimliğini, ruh haletini dünyaya göstermesi açısından ibretlik bir vakıa olmakla birlikte sivil toplum örgütlerinin yaptıkları eylemle İsrail’in zulmünü dünyaya kabul ettirme adına da bir milattır…</p>
<p>Zulüm, haydutluk, terör, zorbalık…</p>
<p>Zulmü kim işlemiş olursa olsun ve kime karşı işlenmiş olursa olsun; zulme ve zalime karşı çıkmak hem insanî, hem vicdanî, hem dinî, hem de ahlâkî bir görevdir…</p>
<p>Ancak zulme karşı çıkıyorum derken de haddi aşmamak bir o kadar önemlidir…</p>
<p>İsrail’in uluslararası sularda Mavi Marmara yardım gemisine saldırmasını akılla, basiretle izah edilemez olduğunu söyleyenler var…</p>
<p>Korku, cinnet, zulmün akılla ve vicdanla izah edilebilecek bir yanı olmaz ki zaten…</p>
<p>İsrail güçlü ve kuvvetli olmanın verdiği bir ruh haletiyle hareket etmekten daha çok korku ve korkunun verdiği ruh haletiyle hareket ediyor…</p>
<p>Ayakta durması ve varlığını devam ettirmesi için dişlere ve parçalayıcı tırnağa sahip olması gerektiği inancıyla varlığını şiddetle özdeşleştirmektedir…</p>
<p>Bu birazda tarihsel hafıza, yetiştiği muhit ve inançla ile bağlıdır…</p>
<p>En son Hitler tarafından 1946’da kendilerinin soylarını kurutmaya yönelik yapılan operasyonları bir anda unutmak mümkün değil elbet…</p>
<p>O gün Almanlar için Yahudiler, kendilerine zarar veren, Almanların ruhunu ifsat eden bir şeytandan başka bir şey değildi…</p>
<p>Aşağılanmış, dışlanmış, hor görülmüş ve sindirilmişliğin sonucunda İsrail bugün varlığını ancak şiddetle olacağına iman etmiş bir devlettir.</p>
<p>Düşünün şiddet gösteren kişilerin önce neyine bakarlar?</p>
<p>Geçmişine… Hayat hikâyesine…</p>
<p>Acaba şiddet görmüş müdür?</p>
<p>Bilhassa 0-7 yaş arası şiddete maruz kalmış kişiler ileriki yaşlarda ya her şeyden korkan, kendine güveni olmayan, kişiliksiz biri olur,</p>
<p>Ya da “hele bende sizin gibi bir diş ve tırnağa sahip olayım da görürsünüz size ne yapacağımı” der ve intikam duygusu ile hareket eder, kendinde güç ve kuvvet, fırsat bulunca da şiddetin daniskasını gerçekleştirir.</p>
<p>Şiddet görenlerin şiddete başvurma ihtimali daha yüksektir…</p>
<p>Bu gün İsrail devleti için durum budur…</p>
<p>Her şey güvenliklerini sağlama kaygısı…</p>
<p>Daha düne kadar biz de böyle bir korku ile büyütülmüyor muyduk?</p>
<p>Dört tarafımız düşmanlarla çevrili düşmanlar ile dolu idi…</p>
<p>Ve biz “bu düşmanlarımızı yenmek için güçlü kuvvetli olmamız lazım…” diye eğitilmedik mi?</p>
<p>Neden</p>
<p>“dört tarafımız mazlum ve mağdur insanlarla dolu&#8230;</p>
<p>Sen ki dünyayı iki padişaha az gören bir ecdadın torunusun&#8230;</p>
<p>Sen ki gittiği yerlere adalet götüren…</p>
<p>Sen ki yetimlerin, mazlumların hamisi…</p>
<p>Sen ki 72 millete bir gözle bakan…</p>
<p>Sen ki yaratılanı severiz yaratandan ötürü diyen Yunusların…</p>
<p>Sen ki kim olursan ol yine de gel diyen Mevlanaların…</p>
<p>Sen ki zalim olmaktansa mazlum olmayı tercih eden…</p>
<p>Sen ki “incinsen de incitme…</p>
<p>Sen ki komşusu aç yatanken kendisi tok yatan bizden değildir… diyen bir felsefeye, inanca, karaktere sahip ecdadın torusun, bir peygamberin ümmetisin…</p>
<p>Güçlü ve kuvvetli olman lazım ki insanlığa adalet senin elinle sağlansın” diye eğitilmedik…</p>
<p>Bu gün İsrail ve hamileri korku psikolojisi ile güvenlik gerekçesiyle zulüm yaparken, şiddet gösterirken, her türlü ahlaksızlığı yaparken; kendi ülkemizde yıllar yılı farklı dil, din, kültür, inanç, bölge insanımız korku psikolojisi ile büyütülüp şiddete maruz bırakılmadı mı?</p>
<p>Bu gün doğudaki terör olayların nedenlerinden biri de bu korku ve şiddet, güvenlik problemi değil mi?</p>
<p>İnsan ne yerse o odur…</p>
<p>Şiddet ve korku ile büyütülenlerden şiddet, zulüm, intikam beklememek beyhudedir…</p>
<p>Zulmün, zalimin gıdası aynı…</p>
<p>Olayların sonucunu anlamak için tarihsel süreci, sebeplerini iyi bilmek ve analiz etmek gereklidir…</p>
<p>                        *                                 *                                 *</p>
<p>Bir diğer mesele ise İsrail’e tepkimizi ifade ederken ölçülü olalım elbet…</p>
<p>Ama büsbütün bazı şeyleri de görmezden gelmeyelim…</p>
<p>“Efendim biz bu gün İsrail’e karşı tepkimizi koyarken oradaki hükümete yedi budalaya tepkimizi koyalım…”</p>
<p>Doğru, elbette topluca bir milleti hedef göstermek doğru değil.</p>
<p>Hele hele bir dini hedef tahtasına koymak asla…</p>
<p>Nihayet başta ülkemizde olmak üzere hem İsrail, de hem de dünyanın başka ülkelerinde olayları kınayan ve üzülen nice ehli vicdan Yahudiler çıktı…</p>
<p>Ama şunu da göz ardı etmemek lazım…</p>
<p>Hani yarım doktor candan, yarım imam dinden edermiş insanı ya…</p>
<p>Bu gün dinleri adına, arz-ı mev’ud adına her türlü zulmü, işkenceyi, şiddeti, haksızlığı mübâh görenler de yok değil…</p>
<p>Bu gün dinler doğru bilinip ve doğru anlatılmadığı zaman, birçokları için din zulüm ve haksızlık kaynağı olabiliyor…</p>
<p>Bu gün cihat adına canlı bomba olup masumların kanına girenlerden “İslami Terör” diye bahs edilirken; arz-ı mev’ud adına da orta doğuyu kana bulayanları, dünya barışını tehlikeye koyanları, hem de bunu bir devlet felsefesi olarak yapanlar neden terörist diye gösterilmiyor…</p>
<p>Hak bir dinde hiçbir zaman terör, haksızlık, zulüm olmaz…</p>
<p>Ama neticede o dini algılayan, yorumlayan, saptıran, tahrif eden, kendince yorumlayan insanlar da her zaman var olmuştur, oluyor…</p>
<p>Maalesef bu gün bu saptırma bir devlet eliyle oluyor…</p>
<p>Diyeceğim şudur; Bu tür olaylarda dinleri hedef almak doğru değil amenna…</p>
<p>Ancak inancın kişiler, devletler üzerinde etkisi olduğunu da büsbütün unutmayalım&#8230;</p>
<p>Velev ki laik bir ülkede olsa…</p>
<p>Ve olayları anlamaya çalışırken kişilerin din, tarih, çevre faktörlerini iyi bilmek lazım…</p>
<p>Düşünün laik bir ülkede bizler, milletimiz, ordumuz için neden şehitlik ve gazilik, ezan vs mukaddesatlar önem arz ediyor…</p>
<p>İnanç ve dinimizden dolayı değil mi?</p>
<p>Mukaddesatın her türlüsüne karşı mücadele verildiği zamanlar da dahi “şehitlik“gazilik” dini bazı kavramların yaşatılmasını siz neye bağlarsınız acaba?</p>
<p>Onun için derim ki, olup bitenleri anlamak isteyen (düşmanlık etmek isteyen değil dikkat ediniz) mutlaka İsrail halkı içinde yaşayan din, inanç ve kutsal metinleri araştırmalı, okumalıdır.</p>
<p>Hangi Tevrat’la amel ettiklerini tez elden öğrenmelidirler…</p>
<p>Nasıl her kuşun eti yenilmez ise, her dinin de ilkeleri din diye kabul edilmek mecburiyetinde değil bütün insanlık elbet…</p>
<p>*                                 *                                             *</p>
<p>Zulüm, zulümdür…</p>
<p>Zulmün dini, dili ırkı, milleti olmaz, olmamalı…</p>
<p>Bu gün bütün insanlık olarak “kul hakkı, insan hakları” üzerinde birleşebiliriz.</p>
<p>Dini, ırkı, milliyeti ne olursa olsun “insan hakkı” “kul hakkı” ehl-i akıl ve ehl-i vicdan sahibi her kes için üzerinde uzlaşılabilecek bir konudur…</p>
<p>Bütün dinlerin üzerinde durduğu en önemli konu…</p>
<p>Öyle ki yaratıcı kendisine şirk koşma hariç, diğer hak ihlallerini affedebileceğini müjdelerken kul hakkıyla kendi karşısına çıkmamasını ferman buyurmuş…</p>
<p>Affedilmeyecek bir konu…</p>
<p>Şimdi Müslüman olduğunu iddia eden bizler sadece “kul hakkına” riayet maddesiyle sıdk ile amel edersek, birçok problem kendiliğinden çözülür…</p>
<p>Bireye ve topluma huzursuzluk verecek, aileler, kardeşler, akraba, komşu, ticaret, topluma dair birçok şey, müşkül bir problem olmaktan çıkar…</p>
<p>Ama gel gör ki mabette dahi kul hakkına riayet etmeyenlerin varlığı var ya, işte o insanı bitiriyor…</p>
<p>Bu zaafımızdan dolayı ki zalime, zulme karı tek yumruk olamıyor insanlık…</p>
<p>“Sen çalış ben yiyeyim.</p>
<p>Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın…</p>
<p>Ben tok olduktan sonra başkası açlıktan ölse dahi bana ne…</p>
<p>Benim ırkımdan, benim soyumdan, benim dinimden, benim dilimden, benim… benim… değil, öyleyse başına ne geliyorsa bana ne… cilik var ya, bizi insanlığımızdan ediyor…</p>
<p>Hem dünyada zillete hem ahirette azaba duçar kılıyor…</p>
<p>Bizim ibadeti, mücahitliği, İslam’ı belli kalıplara has kılmamamız en vahim hatamız…</p>
<p>Cenabı Hak benim Müslümanlığıma, ötekinin Hıristiyanlığına, berikinin Yahudiliğime, ibadetlerimize ihtiyacı yok ki…</p>
<p>Amma kendisinin en güzel isimlerinin aynası hükmünde yarattığı insanın ve kendisini tanıttırmak için yarattığı kâinatın bozulmasına müsamahası yoktur…</p>
<p>Bu bozulma insanın bozulmasıyla oluveriyor…</p>
<p>İnsanın bozulmasının yegâne emaresi de, ölümcül virüsü de “ben merkezli” düşünmesi ve hareket etmesiyle oluyor…</p>
<p>“Yahu bize mi kaldı Filistin meselesi… Bırakın da birbirini yesin” düşüncesi insanlığın sukutu; ise  “diyelim ki biz Diyarbakır’daki Kürtler çok kötü şartlarda diye buradan oraya yardım götürüyoruz…” diye başlayan İsraillilerin sözleri de bizler için bir ar, günah, samimiyetsizlik, tezatlık, kendimizle çelişki değil de nedir?</p>
<p> Öyleyse ne yapmalı…</p>
<p>Kim olursa olursun her zaman zulme karşı olmalıyız…</p>
<p>Zulme rızanın da zulüm olduğunu düsturuyla ayırım yapmadan hep mazlumun yanında yer almalı, bilhassa kendi ülkemizde bir kişi dahi olsa kendi inancını, dilini, kültürünü yaşamaya rıza göstermeliyiz, saygı duymalıyız…</p>
<p>Rıza ve saygıdan öte onun en temel hakkı olduğu kabul etmeli ve inancını, değerlerini yaşamaya fırsat vermeli zemin hazırlamalıyız…</p>
<p>Bütün bunları yapmadan maskara olmaktan ve çelişkiden kurutulmayız asla…</p>
<p>            *                                 *                                             *</p>
<p>Gazze’ye yapılan insanlık dışı saldırı sonrasında İsrail’in Türkiye’de bulunan vatandaşlarını hemen ülkeye dönmelerine yönelik çağrıda bulunması, işin doğrusu kendi ruh haletlerini, karakterlerini, psikolojilerini gösterme adına çok manidardır…</p>
<p>Ancak başta Sayın Başbakanımızın ve Dışişleri bakanımızın ülkemizde bulunan Musevi vatandaşlarımızın, İsraillilerin bizim misafirimiz oldukları ve onları korumanın bizim namusumuz olduğunu ve onlara hiçbirine zarar gelmeyeceğini vaat etmesi ve insanlarımızın da böyle bir şiddette meyletmemeleri son derece asil bir davranıştır.</p>
<p>Her kes olayları kendi penceresinde görür… Beslenme kaynağı şiddet, cidal, intikam olanların psikolojisi, sözleri, eylemleri ile beslenme kaynağı Mevlana, yunus, Hacı Bektaşi Veli, Hz. Muhammed (sav) olan ve onların kendilerine sunduğu sevgi, merhamet, şefkat, adaletten beslenenlerin psikolojisi, söylem ve eylemleri bir olamaz elbet…</p>
<p>Aslında her iki ülkenin başkanlarının vatandaşlarına yaptıkları çağrı iki farkı medeniyetin farklılıklarını en güzel şekilde gözler önüne seriyor…</p>
<p>Fazla söze ne hacet…</p>
<p>            *                                 *                                 *</p>
<p>Bizler İsrail’i kınarken, onları protesto ederken kendi reklamımızı yapmayalım lütfen… Şehitler üzerinde siyaset yapmak, boy göstermek, kendi reklamımızı yapmaya kalkışmanın kimseye faydası yoktur. Sağcısıyla-solcusuyla, Alevisiyle-Sünnisiyle, Kürdüyle -Türküyle, inanıyla-inanmayanı ile hepimiz zulme karşı ortak tavır almalıyız… Tek ses, tek yürekle olmalıyız…</p>
<p>Cami avlusunun her bir köşesinde elini açan,</p>
<p>Pazardaki gibi her bir yandan bağrışan,</p>
<p>Birkaç kişinin toplandığı kendi çalıp kendi oynadığı bölük pörçük görüntülerden, protestolardan sakınmak lazım.</p>
<p>Böyle bir hal ötekileştirmeyi doğurur. Birliği sağlamaz…</p>
<p>Eylemlerimiz, söylemlerimiz ile de haklı iken haksız duruma düşmemeye dikkat etmeli, hukuki ve diplomatik alanda yapılan mücadeleleri sıkıntıya sokmamalıyız…</p>
<p>            *                                 *                                 *</p>
<p><em>NOT: Hem İskenderun’daki şehitlerimize, hem de Mavi Marmara’da vahşide şehit edilen şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Yine Hatay’da öldürülen Rahip Episkopos Padovese’ye Tanrıdan rahmet diliyorum. Tüm acılı ailelere  ve milletimize sabırlar diliyorum. </em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkiyigit.com/israil-zulmune-dair-mulahazalar%e2%80%a6.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Videolarım 1</title>
		<link>http://www.hakkiyigit.com/435454.html</link>
		<comments>http://www.hakkiyigit.com/435454.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Jun 2010 16:11:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Videolar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkiyigit.com/?p=306</guid>
		<description><![CDATA[
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hakkiyigit.com/wp-content/uploads/2010/06/H.YIGIT-ILE-SOHBET-1.flv"><object style="width: 350px; height: 350px;" classid="clsid:6bf52a52-394a-11d3-b153-00c04f79faa6" width="350" height="350" codebase="http://activex.microsoft.com/activex/controls/mplayer/en/nsmp2inf.cab#Version=5,1,52,701"><param name="url" value="wp-content/uploads/2010/06/H.YIGIT-ILE-SOHBET-1.flv" /><param name="src" value="wp-content/uploads/2010/06/H.YIGIT-ILE-SOHBET-1.flv" /><embed style="width: 350px; height: 350px;" type="application/x-mplayer2" width="350" height="350" src="wp-content/uploads/2010/06/H.YIGIT-ILE-SOHBET-1.flv" url="wp-content/uploads/2010/06/H.YIGIT-ILE-SOHBET-1.flv"></embed></object></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkiyigit.com/435454.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
<enclosure url="http://www.hakkiyigit.com/wp-content/uploads/2010/06/HADISLER-ISIGINDA.avi" length="1046194" type="video/x-msvideo" />
		</item>
		<item>
		<title>EKİ MALATYA SEVDALISININ PROĞRAMI GÖZELDİ AMMA…</title>
		<link>http://www.hakkiyigit.com/eki-malatya-sevdalisinin-programi-gozeldi-amma%e2%80%a6.html</link>
		<comments>http://www.hakkiyigit.com/eki-malatya-sevdalisinin-programi-gozeldi-amma%e2%80%a6.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 May 2010 13:39:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[KÖŞE YAZILARI]]></category>
		<category><![CDATA[Malatya Yazıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkiyigit.com/?p=299</guid>
		<description><![CDATA[Neyse ey yârenler proğram gözeldi. Bir örneg teşğil etti. Gem gözel bir çığır açsa ondan sonra o çığırdan gidenlerin alacağı sevap ğadar sevap çığırı ilk açanada gider diyi derin hocalarımız… Enşallah ööle olur…
Selam ve hörmetlerimi arzederek bu haftaki lakırtılarıma başlamağ istiyim ey yârenler!
Möbarek yevm-i Cuma çarşıya Teze camide möbarek Cuma namazını eda etmek eçin endim.<a href="http://www.hakkiyigit.com/eki-malatya-sevdalisinin-programi-gozeldi-amma%e2%80%a6.html">&#160;&#160;[ Okumaya Devam ]</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hakkiyigit.com/wp-content/uploads/2010/05/248401.jpg"><img class="size-full wp-image-301 alignleft" title="24840" src="http://www.hakkiyigit.com/wp-content/uploads/2010/05/248401.jpg" alt="" width="100" height="100" /></a>Neyse ey yârenler proğram gözeldi. Bir örneg teşğil etti. Gem gözel bir çığır açsa ondan sonra o çığırdan gidenlerin alacağı sevap ğadar sevap çığırı ilk açanada gider diyi derin hocalarımız… Enşallah ööle olur…</p>
<p>Selam ve hörmetlerimi arzederek bu haftaki lakırtılarıma başlamağ istiyim ey yârenler!<span id="more-299"></span></p>
<p>Möbarek yevm-i Cuma çarşıya Teze camide möbarek Cuma namazını eda etmek eçin endim. Ayemler eyi, güneş de ensanı gızdırıyi artık. Ufağ ufağ adımlarla Teze camiye doğru yol alırken daha sala bile oğunmamıştı. Ben de ağırdan aldım, çarşı pazarı seyrederek gidiydim ki yoruldum biraz. Emegliler parğında biraz nefes almağ için oturdum ki bi bağtım ta çocuğluğtan beri mahalleden tanıdığım yârenlerimden biri selam verdi ve yanıma ilişiverdi. Hoş beş edip hal hatır sorduğtan sonra bana “Agâh Efendi hayrola nereye bööle? Yoğsa öniversiteye mi gidiyin” deye sorunca gayri ihtiyari ben de “yahu sen bizi ne zannettin. Bu sinden sonra bezim öniversitede ne işimiz olur. Evet, doğru oğuma yazmayı severim amma her şeyin de bir zamanı var… Bu gün yevm-i Cuma? Yevm-i cumada teze camiye inip namazı orda ğılmak adettendir. Bez şemdi bu sinden sonra ancak onutulmaya yöz tutmuş adetleri yaşatsağ yeter bize. Başğa ne edebiliriz ki?” dediğimde yârenim bir estağfirullah çekti ve laf vermeye başladı…</p>
<p>“Yoğ Agâh Bey! Ben sizin bildiğinizi sanidim. Size yoğsa davet gelmedi mi? Unutmuşlar mı aceb çağalar? Yoğsa zat-ı âlinize de davet gelmemiş ise bular kemi davet etmişler ki?” deyince gayri ihtiyari tabi estağfirullah çektim. Bez kim davet edilmek kem yani? Amma velâkin tabiî ki merağımı da çekmedi desem yalan olur yani? Ne daveti aceb?</p>
<p>Ben daha sormaya durmadan bizim yâren laf vermeye devam etti…</p>
<p>“Efendim Malatya Araştırmalar vağfı mı derneğimi bilmiyim eşte tam da, ama eşte bir örgüt iki Malatya Sevdalısını Anma Töreni yapmış. Program da bu gön Cuma namazından sonra öniversitede. Ben zannettim ki zat-ı âlinizde oraya davetlisiniz de otobös beklisiniz.”</p>
<p>“Yoğ evlad, doğru bendeniz bir davet aldım amma bu o davet degil. Bendeniz bezleri yoğtan vareden zat-ı zülcelalin davetine ecabet etmeğ eçin evden çığtım. Bağtım daha vağit çoğ bir çarşı pazarı gezeyim dedim ve burada da bir teşehhüd miğtarı nefes almağ eçin oturdum aha ğalğacağtım ki bi bağtım sez geldiniz. Bötön mesele bundan ibaret. Peki gem bu eki Malatya sevdalısı aceb? Diye sual ettiğimde yêrenim.</p>
<p>“Geçen sene rahmeti rahmana ğavuşmuş gemikleri nur eçinde ola rahmetli Ahmet Şentürk ile Höseyin Çolağ merhumları” dedi.</p>
<p> Bu eki esmi duyunca bırnımın gemikleri sızladı, gözlerim yaşardı. Hağğatten emekleri çoğ geçti bu şehre. Bendenizin birebir çoğ yârenliğim olmadı gendileriyle amma çoğ faydalandığ gitaplarından… Bizim de hani elimiz ğalem tuttuğundan dolayı gizliden gizliye de tağip ederdiğ. Amma fani dönya eşte… Hayatta eken ğıymetleri bilinmiyi böle insanların amma vefatından sonra yoğ şööle idi rahmetli bööle idi diyik… Nidesin, gendileri duymadığtan sonra… Amma gene de çoğ sevindim bööle bir proğrama…</p>
<p>Ne de olsa bir vefa göstermişler… Sevindim bööle bir işe… Ve dahi bu gözel hezmeti yaban ğadirsinaş dostlarına da teşekkör etmeğ lazım…</p>
<p>Ve dönüp yârenime dedim ki “adetim degil davetsiz yere getmeye amma velakin şemdi dostlar bööle bir ğadirsinaşlığ yapmışlar bezede gidmeg döşer… Böyöklük bizde ğalsın yani… Belki eşin telaşından bezler ağıllarına gelmemişizdiriz. Bu eşte ğasıt yoğ diye döşiniyim. İsterseniz Cuma namazımızı eda ettigten sonra zat-ı âlilerinizle birlikte gidek, siz bize yârenlik edersiniz olmaz mı?” dedim…</p>
<p>“Hay hay… “dedi yârenim ve cumadan sonra emegliler pargında buluşmağ özere ayrıldık. Allah ğabul etsin namazdan sonra yârenimle buluşup eski gönleri yad ede ede, mahalleden, cegetten, hocadan, megtepten, eşte ne bileyim torundan tosundan ğonşa ğonuşa vardığ proğram yerine…</p>
<p>Kemal Deniz Ğardaşımız ğonuşidi… Ardından digerleri… Hepsi rahmetliyi hayırla yad edilerdi… Ölülerin arkasından hayırla ğonuşmak hem dinen bir vecibe, hem de adettendir. Ama bir dil ucuyla “Allah merhuma rahmet eylesin” demeg var bi de gönülden demek var… Demeden demeye de farğ var yani…</p>
<p>Neyse ey yârenler proğram gözeldi. Bir örneg teşğil etti. Gem gözel bir çığır açsa ondan sonra o çığırdan gidenlerin alacağı sevap ğadar sevap çığırı ilk açanada gider diyi derin hocalarımız… Enşallah ööle olur…</p>
<p>Bağınız her şey gözeldi amma bezim gibi belli bir sinden sonraki heriflerin sabrını zorlayacağ ğadar uzatıldı… Bu gözel olmadı…</p>
<p>Şemdi belgi diyeceksiniz “bu ğadar ğusur ğadı ğızında da olur” Hağlısınız amma ben hani başğa bir defa daha olunca bööle olmasın demeğ eçin diyim yoğsa bir ğastım yoğ yani…</p>
<p>Neyse ey yârenler gözel gözeldir… Gözeli tağdir etmeğ lazım ki çoğalsın… Bendeniz bizzat davet edilmemiş olsam da, başta Kemal Deniz evladımızı ve dahi töm emeği geçenleri ğutlarım… Zat-ı zülcelal sayılarını mesrur, amellini mağbul eylesin emi…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkiyigit.com/eki-malatya-sevdalisinin-programi-gozeldi-amma%e2%80%a6.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İLK EMİR</title>
		<link>http://www.hakkiyigit.com/ilk-emir.html</link>
		<comments>http://www.hakkiyigit.com/ilk-emir.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 May 2010 16:53:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Malatya Güncel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkiyigit.com/?p=296</guid>
		<description><![CDATA[                               
Miladi 610 yılı&#8230;
Ramazanın on yedisi&#8230;
Pazartesi günü Nur dağından buluşuverirler&#8230;
“Göklerin ve yerin Eminleri”
“Muhammed-ül Emin” ile “Cibril-i Emin”in tarihi buluşması&#8230;
İlk emir “Oku” Hira’da yankılanır&#8230;
Efendiler efendisi heyecanlı, şaşkın…
Ne okuyacaktı ki&#8230;
Okuma bilmiyordu ki&#8230;
“Ben okuma bilmem” der Muhammed-ül Emin&#8230;
Cibril üç kez bu emri tekrarlar&#8230;
Efendiler Efendisinin her defasında cevabı “Ben okuma bilmem ki” olur.
Cibrili Emin:
“Yaratan Rabbinin adıyla oku. O ki, insanı<a href="http://www.hakkiyigit.com/ilk-emir.html">&#160;&#160;[ Okumaya Devam ]</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>                               </p>
<p>Miladi 610 yılı&#8230;</p>
<p>Ramazanın on yedisi&#8230;</p>
<p>Pazartesi günü Nur dağından buluşuverirler&#8230;<span id="more-296"></span></p>
<p>“Göklerin ve yerin Eminleri”</p>
<p>“Muhammed-ül Emin” ile “Cibril-i Emin”in tarihi buluşması&#8230;</p>
<p>İlk emir “Oku” Hira’da yankılanır&#8230;</p>
<p>Efendiler efendisi heyecanlı, şaşkın…</p>
<p>Ne okuyacaktı ki&#8230;</p>
<p>Okuma bilmiyordu ki&#8230;</p>
<p>“Ben okuma bilmem” der Muhammed-ül Emin&#8230;</p>
<p>Cibril üç kez bu emri tekrarlar&#8230;</p>
<p>Efendiler Efendisinin her defasında cevabı “Ben okuma bilmem ki” olur.</p>
<p>Cibrili Emin:</p>
<p>“Yaratan Rabbinin adıyla oku. O ki, insanı yapışkan bir hücreden yarattı. Oku ki, O Rabbin sonsuz kerem sahibidir. Kalemle yazmayı ve insana bilmediği şeyleri öğretendir O” (Alak,1-5) ayetlerini söyleyiverir.</p>
<p>Efendiler Efendisi artık Allah Resûlü’dür. Semada sesler yankılanır&#8230;</p>
<p>“Ya Muhammed. Sen Allah’ın Resûlüsün, ben de Cibril’im&#8230;</p>
<p>Anlaşılan bu emir sıradan bir okuma emri değil…</p>
<p>Okumak, sadece yazılı metinleri okumaktan ibaret değil ki zaten&#8230;</p>
<p>İnsanın kendi dünyasına doğru yolculuğu, kendisini okumak değil midir?</p>
<p>Allah’ı anlatan bin bir delil var kâinatta&#8230;</p>
<p>Bu delillerden yola koyularak yaratıcıya varmak bir okuma değil midir?</p>
<p>Sanattan sanatçıya varabilmek, huzurundan elpençe durmak en güzel okuma değil midir?&#8230; Cibril-i Emin’in ilk emri bunları kastetmiş olabileceği gibi,</p>
<p>Bundan böyle peyder pey inecek Allah kelamının tekrar tekrar okunup anlaşılmasına yönelik bir emir de olabilir&#8230;</p>
<p>Nasıl bir okumanın olması gerektiğinin ipuçları ilk emirde saklı&#8230;</p>
<p>İnsanı düşünmeye…</p>
<p>Aklını kullanmaya…</p>
<p>Kalemi kullanmaya…</p>
<p>Bilimin ışığında kendini kâinatı gözlemlemeye…</p>
<p>Kendini keşfetmeye… Bir çağrı.</p>
<p>Kişiyi, Allah adına alıp</p>
<p>Allah adına verip</p>
<p>Allah adına hareket etmeye davet eden bir emirdir, bu ilk emir aslında…</p>
<p>Din ile ilmin izdivacıdır bu ilk emir&#8230;</p>
<p>Cehaletten kurtulmanın yoludur, bu emir&#8230;</p>
<p>Cehl-i mürekkep olmamaya yönelik bir uyarıdır, bu emir&#8230;</p>
<p>Yunus yüzyıllar sonra bu emri,</p>
<p>“İlim ilim bilmektir.</p>
<p>İlim kendin bilmektir.</p>
<p>Sen kendini bilmezsen</p>
<p>Bu nice okumaktır” diye tercüme eder&#8230;</p>
<p>Necip Fazıl ise;</p>
<p>“Seni aramam için beni uzağa attın.</p>
<p>Âlemi benim, beni kendin için yarattın”</p>
<p>Ve</p>
<p>“Anladım işi, sanat Allah’ı aramakmış;</p>
<p>Marifet bu, gerisi yalnız çelik-çomakmış&#8230;” diye ifade eder.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkiyigit.com/ilk-emir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>MÜRŞİD-i KÂMİL ALİ KARA EFENDİ</title>
		<link>http://www.hakkiyigit.com/mursid-i-kamil-ali-kara-efendi.html</link>
		<comments>http://www.hakkiyigit.com/mursid-i-kamil-ali-kara-efendi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 20 May 2010 10:32:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Malatya Güncel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkiyigit.com/?p=282</guid>
		<description><![CDATA[                                        
Hak dostları mıknatıs gibidirler…
Kendilerine ait manyetik alanları vardır…
Kendi alanlarına giren demir tozlarını çekerler…
Manyetik alanlarına girenlere “BÜYÜK ADAM” olmaktan ziyade “İNSANI KAMİL” olmanın yolunu gösterirler…Günümüz insanı kendi ve nesli için yıllar yılı “BÜYÜK İNSAN” olmayı hep kendine tayin etmiştir.
Büyük insan olmanın yolu ise genelde, belli mevki ve makamlara bağlanmıştır…
Belli mevki ve makamlar ise sınırlıdır…
Dolayısıyla her talip<a href="http://www.hakkiyigit.com/mursid-i-kamil-ali-kara-efendi.html">&#160;&#160;[ Okumaya Devam ]</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>                             <a href="http://www.hakkiyigit.com/wp-content/uploads/2010/05/esmer65li_a101yb9.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-283" title="esmer65li_a101yb9" src="http://www.hakkiyigit.com/wp-content/uploads/2010/05/esmer65li_a101yb9-150x150.jpg" alt="" width="105" height="115" /></a>           </p>
<p><span style="color: #0000ff;">Hak dostları mıknatıs gibidirler…<br />
Kendilerine ait manyetik alanları vardır…<br />
Kendi alanlarına giren demir tozlarını çekerler…<br />
Manyetik alanlarına girenlere “BÜYÜK ADAM” olmaktan ziyade “İNSANI KAMİL” olmanın yolunu gösterirler…</span><span id="more-282"></span>Günümüz insanı kendi ve nesli için yıllar yılı “BÜYÜK İNSAN” olmayı hep kendine tayin etmiştir.<br />
Büyük insan olmanın yolu ise genelde, belli mevki ve makamlara bağlanmıştır…<br />
Belli mevki ve makamlar ise sınırlıdır…<br />
Dolayısıyla her talip olana nasip olmuyor…<br />
O mevki ve makamlara sahip olmanın yolu çoğu zaman adaylardan her birinin bir diğeriyle rekabet içine girmesine bağlı oluyor…<br />
Rekabet, yarış gibi değildir…<br />
“Hayırlı işlerde yarışınız” düsturu vardır ama “hayırda rekabet ediniz” diye bir düstur yoktur, olamaz…<br />
Çünkü rekabette, rakip vardır…<br />
Rakibini yenmek için onun geride kalmasını istemek, sağlamak vardır…<br />
Kendisinin kazanması için rakibinin aleyhine bile olsa elinde gelen ne varsa yapmak vardır…<br />
Yarışta öylemi?<br />
Bir kere rakip yok…<br />
Arkadaş, dost var…<br />
O’nun için “hayırda yarışınız” denilir…<br />
Kaliteyi artırma, çıtayı yükseltme vardır özünde meselenin…<br />
Yarışta başkasının kötülüğünü, zararını istemeden kendi güç ve takatini, gayretini ortaya koyma vardır…<br />
Elinden geleni yapıp Hakk’a dayanmak vardır…<br />
Rekabet eden firmalar çoğu zaman inadına, zararına hareket ederler…<br />
Kim önce batarsa bir diğeri kârlı çıkmış, yenmiş olur…<br />
Onun için kullanılan dil ve kavramlar önemlidir…<br />
Hayat felsefemizi etkilemektedir…<br />
Çocuklarımıza, kendimize “BÜYÜK ADAM” olmayı hedef tayin ederken; hayat felsefemizden ne kadar uzaklaştığımızın farkında değiliz çoğu kez…<br />
Oysa kullandığımız kelime ve kavramlar, dil; kendimize tayin ettiğimiz hedef bizim kimyamıza, özümüze, karakterimize, mayamıza etki ediyor…<br />
Büyük adam olmanın yolu, kimileri için doktor olma, kimileri için zengin olma, kimileri için müdür, kimileri için milletvekili, kimileri için başbakan, kimileri için cumhurbaşkanı, kimileri için… kimileri için… diye uzayıp gider…<br />
Dünyaya, şöhrete, makama, paraya, servete, rahata… Müteveccih olan bir kavramdır “BÜYÜK ADAM…”<br />
Bu manada yanlış hedef tayin etmek, gömleğin ilk düğmesini yanlış iliklemekten farksız değildir…<br />
İki yakanız bir araya gelmez…<br />
Kendimizi, ailemizi, dostlarımızı heba etme pahasına edindiğimiz “BÜYÜK ADAM” etiketi bizlere huzur getirmiyor çoğu kez…<br />
Öyleyse çözüm ne?<br />
Çözüm öncelikle hedeflerimizi gözden geçirmek, doğru hedef tayin etmekten saklıdır…<br />
<span style="color: #0000ff;">Hedefimiz “BÜYÜK ADAM” olmaktan ziyade “İNSANI KAMİL OLMAK” diye olmalıdır…<br />
</span>Bunun içinde Mevlana, Yunus Emre, Hacı Bektaşi Veli, Gazali, Niyazi Mısri, Somuncu Baba, Bediüzzaman, Mehmet Zahid Koktu, Süleyman Hilmi Tuna, Hulusi Efendi, Mürşid-i Kamil Şeyh Ali Kara… gibi yitik hazinelerimizi keşfetmek, onlara yönelmek, bu Hak dostlarının ahlakıyla ahlaklanmak, onların engin pınarından beslenmek gerek…<br />
Nefsimiz ve neslimize bu manevi değerlerimizi model almak gerek…<br />
Geçtiğimiz Pazar günü Akçadağ Aşağı Örükçü köyünde Büyük Mürşid-i Kamil Şeyh Ali Kara Efendinin vefatının 39.yılı münasebetiyle Kuran-ı Kerim okunuldu, mevlid-i şerif okutuldu, ilahiler okundu, dualar edildi, yemek ikram edildi.<br />
Büyük Mürşid-i Kâmil Ali Kara Efendi’yi ile ilgili bilgiyi ilk kez rahmetli Bülent ERKUŞ abimizden dinlemiştim…<br />
Bir gönül dostu olan rahmetli Bülent Abi, “Allah dostlarına dil uzatmak, onları kendimizce değerlendirmek bize düşmez; bize tabi olmak düşer” derdi.<br />
Mürşid-i Kamil Ali Kara’nın üstadı, bir diğer hak dostu Mürşid-i Kâmil Osman Nuri Efendi Hazretleri’dir.<br />
<span style="color: #0000ff;">Eskiler, kişiye “neler okuduğundan ziyade kimden okuduğunu” sorarlarmış…<br />
Ne kadar manidar değil mi?<br />
</span><span style="color: #0000ff;">Eğri çomağın gölgesinin düzgün olduğu nerede görürmüş ki?<br />
Ağaç ağaç içinde büyür; insanda insan-ı kâmiller, sadık insanlar içinde büyür</span>…<br />
Hak dostlarının hepsi değil sadece insana tüm canlı cansız varlığa sevgi, saygı ve şefkat ile yaklaşırlar…<br />
Onların dünyasında kin, düşmanlık, nefret… yoktur.<br />
Yunus bu hakikati<br />
<span style="color: #0000ff;">“Yaratılanı severiz,<br />
Yaratandan ötürü”</span> diyerek açıklar.<br />
Onların biricik sermayeleri sevgi ve aşktır…<br />
Onlar manaya, manevi makamların talibidirler…<br />
Bu yolun yolcularının biricik azığının aşk olduğunun farkındadırlar…<br />
İnsanı “ahsen-i takvim” sırrına ulaştıran bineğin yapılan ibadetler değil, sevgiliye olan muhabbet olduğunun bilincindedirler…<br />
Onun içindir ki onlar her daim<br />
<span style="color: #0000ff;">“Muhammed’den muhabbet oldu hâsıl,<br />
Muhammed’siz muhabbetten ne hâsıl…”</span> derler…<br />
Hak dostlarının olmazsa olmaz bir özelliği de tevazudur…<br />
Onlar haddini bilirler…<br />
Her şeyin başı kişinin kendisine, yaratıcısına, ailesine, dostlarına karşı takınacak edebi iyi bilirler, haddi aşmazlar…<br />
Kuran haddi aşanların zulümlerini, kaybettiklerini, haksızlıklarını, cehaletlerini zikrederek dikkatlerimizi haddimizi bilmeye çevirmez mi?<br />
Hak dostları dünyaya değer vermezler…<br />
Dünyanın bir sinek kanadı kadar Allahın indinden zati bir değerinin olmadığının bilincindedirler…<br />
Onlar dünyada kaçtıkça dünya onlara doğru koşar, kendisini kabullendirmek için…<br />
Ama onlar dönüp de bakmazlar…<br />
Çünkü onlar yine Yunus’un ifadesiyle<br />
<span style="color: #0000ff;">“Ballar balını buldum,<br />
 Servetim yağma olsun”</span> diyen Yunus’ta el almışlar…<br />
Onlar dünyanın sultanı değil, “gönüllerin sultanı”dırlar…<br />
En yüce sultanlık da o değil mi zaten…<br />
Yere göğe sığmayan yaratıcı kulunun gönlüne sığıyor, oraya misafir olmuyor mu?<br />
Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri bu hakikati ne güzel ifade eder.<br />
<span style="color: #0000ff;">&#8220;Dil beyt-i Hüdâdır, ânı pâk eyle sivâdan;<br />
Kasrına nüzûl eyleye Rahman, gecelerde&#8221;<br />
&#8220;Gönül Allah&#8217;ın evidir, onu Allah&#8217;tan gayrı her şeyden temizle ki, Rahman gecelerde o saraya nüzûl etsin</span>&#8221;<br />
Mürşidi Kâmil Şeyh Ali Kara Efendi Hazretleri için Pazar günü okutulan mevlide katılım çoktu…<br />
Çeşitli illerden on binlerce insan akın edip gelmişlerdi<br />
Niçin acaba?<br />
Bu insanları buraya gelmeye zorlayan etken ne idi?<br />
Paramı, yemek mi, menfaat mi, silah mı, korku mu?<br />
Yoksa aşk mı, sevgi mi, gönül mü?<br />
<span style="color: #0000ff;">Hak dostları mıknatıs gibidirler…<br />
Kendilerine ait manyetik alanları vardır…<br />
Kendi alanlarına giren demir tozlarını çekerler…<br />
Manyetik alanlarına girenlere “BÜYÜK ADAM” olmaktan ziyade “İNSANI KAMİL” olmanın yolunu gösterirler…</span><br />
Çünkü her insanı kâmil büyük adamdır, ancak her büyük adam insanı kâmil değildir…<br />
Bu yolda bizlere rehberlik ederler…<br />
Pazar günkü mevlit hayatta olmasalar da, hak dostlarının bizler gibi demir tozları üzerinde himmetlerinin olduğunun bir göstergesi değil mi?<br />
İyi ki onların himmetleri üzerimizde…<br />
Rabbim kıyamete kadar hak dostlarını himmetlerini bizden esirgemesin…</p>
<p><span style="color: #0000ff;">NOT: Pazar günkü mevlide rahatsızlığından dolayı katılamayan kızı Sadiye KARA ÖLMEZTOPRAk Hanımefendiye de Rabbim acil şifalar ihsan eylesin…</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkiyigit.com/mursid-i-kamil-ali-kara-efendi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ilgili haberler&#8230;</title>
		<link>http://www.hakkiyigit.com/ilgili-haberler.html</link>
		<comments>http://www.hakkiyigit.com/ilgili-haberler.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 19 May 2010 18:31:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[BASINDA BİZ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkiyigit.com/?p=273</guid>
		<description><![CDATA[ 
 
çeşitli sitelerde ve gazetelerde çıkan haberler ile ilgili linkler&#8230;

http://www.mersinhaber.com/Gundem.asp?582977-kutlu-dogum-haftasi-(ozel&#8211;1-).html
http://www.ufuktv.com/news.asp?news=hdet&#38;hid=711
http://www.malatyaguncel.com/news_detail.php?id=26937
http://www.malatyamuftulugu.gov.tr/etkinliklerimiz/44-kutlu-dom/261-ufuk-tv-2010-yili-kutlu-doguma-ozel-programin-yayin-saat.html
http://www.kutludogum.net/siir_detay.php?haber_id=100103
http://www.malatyaguncel.com/comment_view.php?id=28120&#38;type=1
http://www.tumgazeteler.com/?a=4942385
http://www.buyukmalatya.com/content/view/1760/44/
http://www.sadikyalsizucanlar.net/ne-dediler-/zamaninda-anlasilmamak.html
http://www.malatyabirlikgazetesi.com/81740_Kutlu-Dogum-Haftasi.html
http://www.malatyabirlikgazetesi.com/81740_Kutlu-Dogum-Haftasi.html
http://www.cevaplar.org/index.php?khide=visible&#38;sec=4&#38;sec1=35&#38;yazi_id=5838
http://www.mumsema.com/kuran-ile-ilgi-yazilar-makaleler/68168-bir-kur-an-meali-uzerine-mulahazalar.html
http://www.cemzorlu.com/haberyazdir.php?id=45
http://www.forumankebut.net/forum/tefsir-tecvidkiraat-makam-bolumucommentary-tajweed-maqam/48844-bir-kur8217an-meali-uzerine-mulahazalar.html
http://www.cemzorlu.com/basindan.php?sayfa=detay&#38;id=45
http://www.kayisikenthaber.com/habergoster.asp?id=3573
http://www.diyanet.gov.tr/turkish/dinhizmetleriweb/dinhizmetleri/ramazanHiz2009/sorgulaMakale_2009.asp?ili=MALATYA
http://www.tumgazeteler.com/?a=3882963

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.hakkiyigit.com/wp-content/uploads/2010/05/basin.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-274" title="basin" src="http://www.hakkiyigit.com/wp-content/uploads/2010/05/basin-150x150.jpg" alt="" width="105" height="105" /></a> </span></p>
<p><span style="color: #0000ff;"> </span></p>
<p><span style="color: #0000ff;">çeşitli sitelerde ve gazetelerde çıkan haberler ile ilgili linkler&#8230;</span></p>
<p><span style="color: #0000ff;"><span id="more-273"></span></span></p>
<p><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.mersinhaber.com/Gundem.asp?582977-kutlu-dogum-haftasi-(ozel--1-).html">http://www.mersinhaber.com/Gundem.asp?582977-kutlu-dogum-haftasi-(ozel&#8211;1-).html</a></span><br />
<a href="http://www.ufuktv.com/news.asp?news=hdet&amp;hid=711"><span style="color: #0000ff;">http://www.ufuktv.com/news.asp?news=hdet&amp;hid=711</span></a></p>
<p><a href="http://www.malatyaguncel.com/news_detail.php?id=26937"><span style="color: #0000ff;">http://www.malatyaguncel.com/news_detail.php?id=26937</span></a></p>
<p><a href="http://www.malatyamuftulugu.gov.tr/etkinliklerimiz/44-kutlu-dom/261-ufuk-tv-2010-yili-kutlu-doguma-ozel-programin-yayin-saat.html"><span style="color: #0000ff;">http://www.malatyamuftulugu.gov.tr/etkinliklerimiz/44-kutlu-dom/261-ufuk-tv-2010-yili-kutlu-doguma-ozel-programin-yayin-saat.html</span></a></p>
<p><a href="http://www.kutludogum.net/siir_detay.php?haber_id=100103"><span style="color: #0000ff;">http://www.kutludogum.net/siir_detay.php?haber_id=100103</span></a></p>
<p><a href="http://www.malatyaguncel.com/comment_view.php?id=28120&amp;type=1"><span style="color: #0000ff;">http://www.malatyaguncel.com/comment_view.php?id=28120&amp;type=1</span></a><br />
<a href="http://www.tumgazeteler.com/?a=4942385"><span style="color: #0000ff;">http://www.tumgazeteler.com/?a=4942385</span></a></p>
<p><a href="http://www.buyukmalatya.com/content/view/1760/44/"><span style="color: #0000ff;">http://www.buyukmalatya.com/content/view/1760/44/</span></a><br />
<a href="http://www.sadikyalsizucanlar.net/ne-dediler-/zamaninda-anlasilmamak.html"><span style="color: #0000ff;">http://www.sadikyalsizucanlar.net/ne-dediler-/zamaninda-anlasilmamak.html</span></a></p>
<p><a href="http://www.malatyabirlikgazetesi.com/81740_Kutlu-Dogum-Haftasi.html"><span style="color: #0000ff;">http://www.malatyabirlikgazetesi.com/81740_Kutlu-Dogum-Haftasi.html</span></a></p>
<p><a href="http://www.malatyabirlikgazetesi.com/81740_Kutlu-Dogum-Haftasi.html"><span style="color: #0000ff;">http://www.malatyabirlikgazetesi.com/81740_Kutlu-Dogum-Haftasi.html</span></a></p>
<p><a href="http://www.cevaplar.org/index.php?khide=visible&amp;sec=4&amp;sec1=35&amp;yazi_id=5838"><span style="color: #0000ff;">http://www.cevaplar.org/index.php?khide=visible&amp;sec=4&amp;sec1=35&amp;yazi_id=5838</span></a><br />
<a href="http://www.mumsema.com/kuran-ile-ilgi-yazilar-makaleler/68168-bir-kur-an-meali-uzerine-mulahazalar.html"><span style="color: #0000ff;">http://www.mumsema.com/kuran-ile-ilgi-yazilar-makaleler/68168-bir-kur-an-meali-uzerine-mulahazalar.html</span></a></p>
<p><a href="http://www.cemzorlu.com/haberyazdir.php?id=45"><span style="color: #0000ff;">http://www.cemzorlu.com/haberyazdir.php?id=45</span></a></p>
<p><a href="http://www.forumankebut.net/forum/tefsir-tecvidkiraat-makam-bolumucommentary-tajweed-maqam/48844-bir-kur8217an-meali-uzerine-mulahazalar.html"><span style="color: #0000ff;">http://www.forumankebut.net/forum/tefsir-tecvidkiraat-makam-bolumucommentary-tajweed-maqam/48844-bir-kur8217an-meali-uzerine-mulahazalar.html</span></a></p>
<p><a href="http://www.cemzorlu.com/basindan.php?sayfa=detay&amp;id=45"><span style="color: #0000ff;">http://www.cemzorlu.com/basindan.php?sayfa=detay&amp;id=45</span></a></p>
<p><a href="http://www.kayisikenthaber.com/habergoster.asp?id=3573"><span style="color: #0000ff;">http://www.kayisikenthaber.com/habergoster.asp?id=3573</span></a></p>
<p><a href="http://www.diyanet.gov.tr/turkish/dinhizmetleriweb/dinhizmetleri/ramazanHiz2009/sorgulaMakale_2009.asp?ili=MALATYA"><span style="color: #0000ff;">http://www.diyanet.gov.tr/turkish/dinhizmetleriweb/dinhizmetleri/ramazanHiz2009/sorgulaMakale_2009.asp?ili=MALATYA</span></a></p>
<p><a href="http://www.tumgazeteler.com/?a=3882963">http://www.tumgazeteler.com/?a=3882963</a></p>
<p><!--more--></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkiyigit.com/ilgili-haberler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Fethi Gemuhluoğlu ve dostluk üzerine mülahazalar</title>
		<link>http://www.hakkiyigit.com/fethi-gemuhluoglu-ve-dostluk-uzerine-mulahazalar.html</link>
		<comments>http://www.hakkiyigit.com/fethi-gemuhluoglu-ve-dostluk-uzerine-mulahazalar.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 17 May 2010 21:26:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tacmahal]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hakkiyigit.com/?p=269</guid>
		<description><![CDATA[Üstad Sadık Yalsızuçanların hazırladığı “Dostluk Üzerine Önce Selam Sonra Kelam Fethi Gemuhluoğlu” kitabı Timaş yayınlarından çıktı…
http://www.tacmahal.org/yazioku.asp?page=184

Fethi Gemuhluoğlu ile geç tanışan talihsizlerdenim…
Kendisinin ismini ilk kez ne zaman duyduğumu bilmiyorum.
Ama O’nun dünyasına nufuz etmeme Üstad Sadık Yalsızuçanlar, Kamuran Sezer ve oğlu Ali Bey’in vermiş oldukları bir panel vesile olmuştu…
Şu mübarek Anadolu topraklarında ne erenler yetişmiş meğer…
Ne mümbit<a href="http://www.hakkiyigit.com/fethi-gemuhluoglu-ve-dostluk-uzerine-mulahazalar.html">&#160;&#160;[ Okumaya Devam ]</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hakkiyigit.com/wp-content/uploads/2010/05/fethi.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-270" title="fethi" src="http://www.hakkiyigit.com/wp-content/uploads/2010/05/fethi-150x150.jpg" alt="" width="105" height="105" /></a>Üstad Sadık Yalsızuçanların hazırladığı “Dostluk Üzerine Önce Selam Sonra Kelam Fethi Gemuhluoğlu” kitabı Timaş yayınlarından çıktı…</p>
<p><a href="http://www.tacmahal.org/yazioku.asp?page=184">http://www.tacmahal.org/yazioku.asp?page=184</a></p>
<p><span id="more-269"></span><br />
Fethi Gemuhluoğlu ile geç tanışan talihsizlerdenim…</p>
<p>Kendisinin ismini ilk kez ne zaman duyduğumu bilmiyorum.</p>
<p>Ama O’nun dünyasına nufuz etmeme Üstad Sadık Yalsızuçanlar, Kamuran Sezer ve oğlu Ali Bey’in vermiş oldukları bir panel vesile olmuştu…</p>
<p>Şu mübarek Anadolu topraklarında ne erenler yetişmiş meğer…</p>
<p>Ne mümbit topraklardır bu Anadolu bozkırları… Ali cenap, cömert…</p>
<p>Gemuhluoğlu bir aşk insanı…</p>
<p>Hiç âşık olmayanı adamdan saymayacak kadar aşka iman etmiş bir adam…</p>
<p>Kâinatın mayası, sevgi ve muhabbet olduğunu bilen onun bu halini yadırgamaz elbet…</p>
<p>Aşk şarabıyla sarhoş olan dostlar aramakla geçmiş Gemuhluoğlu’nun ömrü…</p>
<p>“Evvela insan kendisine dost olmalı” diyor…</p>
<p>Kendini bilmeyen ve kendisine dostça bakmayan kime ne verebilir ki?</p>
<p>Her şeye dost olmayı tavsiye eder O… Ölüme dahi…</p>
<p>Birbirine kesesini, karısını emanet edemeyenlerin kalkıp da İslam’ı kurtarmaya kalkışanları alaylı bir dille ikaz ederken bizlere neyi, nerde kaybettiğimizi hatırlatıveriyor.</p>
<p>“Emin” olmayan, “dost” olmayan, nasıl “dost doğru” yola erişebilir ki…</p>
<p>Gemuhluoğlu’nun lügatinde “İslamiyet”, “insanlıktan” ibarettir.</p>
<p>Bütün plan ve projesi, söylemi ve eylemi dostluk üzerine kurulmuştu…</p>
<p>Onun içind e Necip Fazıl’a kendilerinin (küfrü) yıkmak için geldiğini ifade ederken; kendisinin ise inşa için var olduğunu söylüyor…</p>
<p>Onun hayat felsefesi, var oluş gayesi “aşk, dostluk, inşa” idi.</p>
<p>O “Narın da hoş,</p>
<p>Nurun da hoş.</p>
<p>Kahrın da hoş</p>
<p>Lutfun da hoş”</p>
<p>“Ne varlığa sevinirim,</p>
<p>Ne yokluğa yerinirim”</p>
<p>diyen Yunus’un yolundaydı…</p>
<p>“Tenkit etmekten tebliğe zaman bulamıyoruz”,</p>
<p>“Dişiniz fırçalayınız” fermanı karşısında ağzında bir dişi çürük olan kimsenin Kelime-i Şahadet getirmesinden utanması lazım,</p>
<p>Kardeşim adam tıraş olmak zahmetinden kurtulmak için sakal bırakacak, öteki içtimai adaba uygunluk endişesiyle her gün tıraş olacak; sonra da biz kalkıp tıraş olmayanı daha kâmil Müslüman ilan edeceğiz. Olur mu böyle şey? Dişini fırçalamayanların suçu sakalını kesenlerden az mı kardeşim…” Satırları yüzüme inen bir sille…</p>
<p>Yüzüm kızararak okuyorum… Şok etki ediyor…</p>
<p>“Yahu insan bu kadar da açık konuşmaz ki” diye nefsim isyan ediyor…</p>
<p> Nebevi hayatın sosyal hayatımızdan ne kadar da uzaklaştığını, dışlandığının, nasılda şekilci ve şabloncu olduğumuzun çığlığıdır bu sözler…</p>
<p>O bir “gönül adamı” olmanın yanında “eylem adamı”dır da…</p>
<p>Zamanın da diğer varlıklar gibi yaratılmış olduğunu söylüyor…</p>
<p>Gündüzler yetmez bize, geceler de çalışmak lazım diyor…</p>
<p>Aradaki farkı ancak hummalı bir çalışma ile kapatılacağını bizlere hatırlatıyor…</p>
<p>Çünkü O yeni bir dünyanın inşasına soyunmuştu…</p>
<p>Ergeç Bediüzzamanın da müjdelediği Osmanlı’nın hamlini vazedeceğine inanıyordu…</p>
<p>Bunun için de çok çalışmak lazımdı…</p>
<p>Ve bundan dolayı Diojen gibi adam aramaya kendini vakfetmişti.</p>
<p>Hiçbir parti, cemaat, ideoloji, kurum, sistem, tarikat farklılığını gözetmeden kutsala ve değerlere saygılı adam alıyordu…</p>
<p>O elinde tutulursa Anadolu insanının çok şeyler yapacağına inanıyordu…</p>
<p>Çünkü ecdadımız Osmanlı’ya Allah’ın vermiş olduğu kutsal görev ve misyonun halen devam ettiğine sıdk ile iman ediyordu…</p>
<p>Bütün plan ve projesini “büyük insanlar” yetiştirmekten ziyade; yaratıcısıyla, kendisiyle, geçmişiyle, tarihiyle, barışık “insan-ı kâmil” yetiştirmek üzerine kurmuş…</p>
<p>Buna yönelik “söylemlerde bulunmak” kolay amma “eylemlerde bulunmak” o kadar kolay değil…</p>
<p>Birazcık servet ve mülkiyet kazanılınca kazandıklarını kaybetmemek için kendi kurum ve kuruluşunu, servetini, müessesini merkeze alıp, müntesiplerini, çalışanlarını, dostlarını, insanları göz ardı eden niceleri gelip geçmiştir bu fani dünyada…</p>
<p>Ama Gemuhluoğlu’nun dünyasında daima merkeze insan, birey varolmuştur…</p>
<p>Çünkü O büyük rüyaların adamıydı…</p>
<p>Rüyaların, hayallerin insanı kamillerle hakikate dönüşeceğini biliyordu…</p>
<p>Rüyasında dahi küçük düşünen kimselere itibar etmez…</p>
<p>Istırap insanıdır O …</p>
<p>Istırapın, ruhun iksiri olduğunu çok iyi bilir.</p>
<p>Büyüklüğün, büyüklerin kaderidir, zamanlarında anlaşıl(a)mamaları…</p>
<p>O bunun farkındadır ve bunun için de hiçbir zaman kırılmaz, darılmaz…</p>
<p>“Bu yol uzundur</p>
<p>Menzili çoktur</p>
<p>Geçidi yoktur</p>
<p>Derin sular var”</p>
<p>“Dövene elsiz gerek</p>
<p>Sövene dilsiz gerek</p>
<p>Sen derviş olmazsın</p>
<p>Derviş gönülsüz gerek” diye Yunus’tan el almıştır o…</p>
<p>İncinse de incitmez…</p>
<p>Yıkmak için değil yapmakla mamur olduğunu şuurundadır…</p>
<p>Oğlu Ali Beye yazmış olduğu mektup, her gencin başucuna asması gerekli öğütler ihtiva ediyor…</p>
<p>O sık sık annesinden bahsederken aslında ilim, irfan ve edeb neslinin nasıl yetişeceğine işaret ediyor…</p>
<p>İlk muallim(e)lerden var olması gereken meziyetlere işaret ediyor…</p>
<p>Bir gün ümmi anasını elinde aldığı bir çöpü Kuran harflerinin üzerinde gezindirirken “Benim okuma yazmam yok oğul, böyle yaparsam ola ki Allah bana bir hatim sevabı yazar” der.</p>
<p>İşte neslimizin, bizim, ailemizin, hanımlarımızın, cemiyetimizin muhtaç olduğu ruh, iman, irfan…</p>
<p>Bugün tekrar o ümmi analarımızın imanına muhtacız…</p>
<p>Bizim yitiğimiz çok bilmemek; ilim, teknik, teknoloji… değil…</p>
<p>Onlar çok basit şeyler…</p>
<p>Bizim ve neslimizin bugün ihtiyaç duyduğu şey; bu ümmi analarımızın imanı, saffeti, samimiyeti, aşkı, heyecandır… kısacası Fethi Gemuhluoğlu’nun taşıdığı ruhtur, misyondur…</p>
<p>“Dostluk Üzerine” bir çırpıda okunulup sonrada kütüphaneye konulacak bir kitap değil…</p>
<p>Hayata geçirilmesi gereken prensipleri va’z eden bir kitap…</p>
<p>Okuru dostça “insan-ı kamil” olmaya çağırıyor…</p>
<p>Bu tür erenlerin hayat hikâyelerini ihtiva eden kitaplar okunmalı okutulmalıdır nesillerimize…</p>
<p>Böylece belki neleri yitirdiğimizi fak ederiz de, yitiğimizi arama adına yollara koyuluruz…</p>
<p>Ve o yollarda dostlar ediniriz…</p>
<p>Zaten birçok dostluklarda yollarda edinilmiyor mu?</p>
<p>Hakkı YİĞİT</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hakkiyigit.com/fethi-gemuhluoglu-ve-dostluk-uzerine-mulahazalar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

